Yaklaşık yarım saattir uyanık. Her sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlar, perdeleri açar, pencereyi açıp temiz havayı içine çeker ve enerjik bir sesle ‘Günaydın Dünya’ derdi. Ta ki bugüne kadar…
Bildiğim kadarıyla dünün diğerlerinden pek bir farkı yoktu. Güne aynı ritüelle başladı. Hazırlanırken en sevdiği şarkıyı açtı. Gözleri her zaman olduğu gibi yine ışıl ışıldı. Saçını ve makyajını yaptıktan sonra bana son bir bakış attı. Göz kırpıp hızla çıktı.
Gece? Dün gece eve çok geç geldi. Fakat her zamanki hızında hazırlandı ve meditasyon müzikleri eşliğinde uykuya daldı.
Gözden kaçırdığım ne var acaba?
Bugün, canım hiçbir şey yapmak istemiyor, ayna… Bugün hiç kimseyle konuşmamayı, hiçbir yere gitmemeyi, hiçbir şey okumamayı seçiyorum.
Hiç enerjim yok. Kendimi bitmiş bir akü gibi hissediyorum. Sadece uyumak istiyorum.
Kendimi ifade etmekten ve birlikte çalıştığım kişilerin algılarını yönetmekten sıkıldım.
Ast ve üst arasındaki görünmez savaştan bıktım ayna. Sırf o savaş yüzünden içimdeki minik kız çocuğunu sürekli korumaktan kendimle ilgilenemedim belki de.
Yapılacak listeme bugün sadece kendimi koymak istiyorum. Enerjimi yeniden toplamak, kaldığım yerden devam etmek…
Belki de ileri gidebilmek, yeni stratejiler geliştirmek veya kör noktalarımı fark edip nedenlerimi görebilmek için durmak istiyorum.
Bunu söyledikten sonra yüzünü pencereye döndü. Güneş ışınları perde yüzünden içeriye çok sızamasa da, açık pencereden gelen hafif sabah yeli ve kuş cıvıltıları günün çoktan başladığını haber ediyordu.
‘Günaydın Dünya’ demeden önce acaba ‘Günaydın kendim’ mi demeliydin?
Belli ki bunca sene kendimden çok başkaları için yaşamışım ayna. Baksana güne başlama ritüelim bile dünyayı selamlıyor. Oysa dünya, ben olsam da olmasam da dönmeye devam ediyor.
Herkese, her şeye yetişirken enerjimi nasıl da tüketmişim de haberim olmamış.
Sesinde biraz kırgınlık, biraz şaşkınlık, biraz da pişmanlık vardı. Gözlerinden yaşlar süzülmüş olacak ki parmaklarını nazikçe yüzüne dokundurdu.
Olsun be ayna. Bunu da görmem lazımmış demek ki. Kendimi öylesine hayat dolu, aksiyon dolu hissediyordum ki… Enerjim hep benimle ve sonsuza kadar da var olacak zannediyordum.
Ben hastayken bile evin içinde gezinenlerdenim, yatmasını bilmiyorum ki…
Durdu. Bir nefes bıraktı. ‘Durduğumu hiç hatırlamıyorum.’ derken yataktan artık çıkmak yerine, yüzünü bu kez de kapıya doğru döndü. Tam o sırada telefonu çaldı. İş yerinden arıyorlardı.
‘Bugün kendimi hiç iyi hissetmiyorum.’ derken sesi çok netti. O netlik karşı tarafa da geçmiş olacak ki konuşma hızlıca bitti.
Geçmişe takılmayı sevmem. Dersimi alır yoluma devam ederim. Gelecek, hep umut doludur benim için. Bir yol denemişimdir. Olduysa yürümüşümdür, başarımı sahiplenmişimdir. Olmadıysa da başka bir yolu var mı diye bakmışımdır.
Acaba olmasını istediklerim için çok mu oldurmaya çalıştım? Oldurmaya çalışırken de stoklarımı doldurmayı mı atladım?
Gözlerini kapattı. Derin bir nefes verdi.
Bugün, yılların bilgeliği içime girmiş de beni sarsmış gibi hissediyorum ayna. Hiç kalkasım yok. Gerçekten yorgunum. Biraz daha uyumak istiyorum.
Dünya, ben uyusam da uyansam da nasılsa dönmeye devam edecek ya…
Sen istersen güne başla.
Ben henüz aymadım ayna.
İpek Kaytaz
Profesyonel Koç | Dönüşüm ve Değişim Danışmanı





