Bir Yol Hikâyesi: Aynadaki Yansımam
Yeni Hikâye
Bir yıl daha geride kaldı ayna. Geçen sene buradaki konuşmamız daha dün gibi aklımda. Her şey bitti diye düşünüyordum. Geciktim ve kaybettim.
Yaşadığım her onar yıllık dönemde ilerlemeye alışmış biri olarak, bu son on yıllık dönemimi bitirirken hiç de hayallerimdeki gibi bir yarınım olmayacağına inanıyordum.
Yutkundu. Gözleri dolu doluydu. Dokunsan ağlayacaktı fakat bu kez sevinçten. Nasıl büyük bir dönüşüm yaşadığına ben şahidim. Gün be gün, an be an. Azimle, kararlıkla, inançla ilerledi yolunda. İşte sonuç.
Okuduğum tüm kitaplar, izlediğim tüm ilham verici filmler, hayatımın dönüm noktaları birer birer gözümün önüne geldi. Sanki her birinin bana iletmek istediği bir mesaj vardı. Bense o kadar kapalıydım ki... Bırak mesajları anlamayı, onları görmüyordum bile. Sadece hissediyordum varlıklarını.
Sezgilerine güvendiğini hep söylerdi. Her yeni zaferinde gururla karşıma gelip ‘Böyle olacağını biliyordum ayna.’ derdi bana. İyi ki o gün ona o soruyu sormuşum.
İyi ki bana o gün o soruyu sordun ayna. ‘Hayatının başrolünde sen varsan eğer ve buna inanıyorsan en derinden, var mısın hikâyeni yeniden yazmaya?’
Elbette inanıyordum kendime, bu hayattaki varlık amacıma. Kim olmak istediğimi çocukluğumdan beri biliyordum da son senelerde yaptıklarım ve özellikle yapmaya hiç başlamadıklarım olmak istediğim kişi ile uyumlu değildi. Ve ben uzaklaşmıştım giderek yavaş yavaş hayalimdeki kendimden. Düşünmeden yapmak daha kolaydı o anlarda.
Peş peşe çıktı cümleleri. Bir yandan hazırlanıyor, bir yandan da anlatıyordu. Böyle anlarda onu dinlemek benim için ayrı bir keyifli.
Önce içimdeki tüm olumsuz sesleri susturdum. Cesaretimi topladım. Sonra tek tek çağırdım onları. Her birini dinledim. Anlamaya çalıştım beni neden koruduklarını. Anlayınca yönetmesi daha kolay oldu susmak bilmeyen iç eleştirmenimin nadide cümlelerini.
Ah şu ‘iç eleştirmeni’… Hayatını değiştiren koçluk eğitiminde duymuştu ismini. Heyecanla benimle paylaştığı günü dün gibi hatırlıyorum. ‘Harika bir eğitime yazıldım ayna.’ demişti. Kim bilir hikâyem bundan sonra nasıl ilerleyecek diye de eklemişti.
Hayat tabii ayna… Her zaman planladığın gibi gitmiyor. Düşmeler, tökezlemeler, başa dönmeler, hiç olmayanlar ve hiç hesapta yokken olanlar ile yaşıyor insan. Kendini korumak için de bazı inançlar, düşünce kalıpları geliştiriyor. Bir de onları seslendiriyor ki daha etkili olsun konfor alanından çıkmak zor olsun.
Nasıl da akıyor anlatırken… Sahnedeki usta tiyatrocu gibi.
İşte benim dönüşümüm de bilinçli duyma ile başladı ayna. Dediğim gibi anlayınca duyduğunun ardını, gerçekten daha kolay bulunuyor dönüştürmenin anahtarı.
Nelerden korktuğum, kimlerden çekindiğim, denersem nelerle karşılaşacağım, denemezsem nelerden pişmanlık duyacağım, yeni mi olmuşlar yoksa hep mi varlarmış? Yüzleştim. Her birinin yerine yeni bir inanç geliştirdim ve yerleştirdim. Kendime de işe yarar hatırlatıcılar seçtim ki zorlandığımda unutmayayım. Ah tekrar… Neredeyse her dönemeçte tekrarladım yeni sözlerimi. Birer manifesto gibi…
Sonunda ne oldu biliyor musun? Kim olmak istediğim sisin ardından gün yüzüne çıktı. Hücrelerime yerleşti. Gözümü kapattığımda gördüm, ifadelerimi duydum, enerjimi hissettim, yaşamımın tadına vardım, ortamdaki havayı kokladım.
Gözlerini kapattı. O anı yaşıyor gibiydi. Hayalindeki kişi ile kucaklaşır gibi sarıldı kendisine şimdi.
Bir baktım ben o kişiyim. O kişi ne yapması gerekiyorsa ben de onu yapıyorum, zorlamadan hem de kendiliğinden. Bahanelerim yok, engellerimi aşan yedek planlarım var. Belirsizlik var tabii, bizim ülke malumun. Fakat denemeseydim bak bugün hayatımın yeni bir on yılını bambaşka bir kişi olarak karşılayacaktım. Kendime solmuş bir fotoğrafa bakar gibi bakacaktım.
Ne büyük bir gurur, mutluluk benim için onu böylesi coşkulu görmek. Gözlerinin içi gülüyor, ışığı bir ayrı parlıyor.
Çok mutluyum ve gururluyum ayna. İyi ki de sahip çıktım kendime ve yaşıyorum yeni hikâyemi.
Darısı kendi yolculuğuna çıkmak isteyenlerin başına…
İpek Kaytaz
Profesyonel Koç-ICF, Mentor, Eğitmen, Danışman





