“Evettt. Bu iş de bitti.” diyerek girdi odaya. Yazlık kışlık kıyafetleri ayırırken koca bir poşet çıkarmış ve son üç yılda giymediği, bundan sonra da giyeceğine inanmadığı, kilosu değişmese bile artık ona dar gelen kıyafetleri ayırmıştı.
Annesinin aldıklarını ayırmış, annesinden ve anneannesinden kalanlara da önce uzun uzun bakmış, giymeyecekse her biri ile vedalaşarak ayırmıştı torbaya.
İlk bakışta sadece bir kıyafet ayıklaması gibi görünebilir fakat bu onun için yıllarca her mevsim geçisinde yaptığı içsel bir savaşın son bulmasıydı. Kaybedeni olmayan bu savaşta her iki taraf da mutlak kazanandı.
“Dolabımda açtığım bu geniş yerle yenilerin gelmesine de alan açtım aynacığım. Ayrıca geri dönüşüme verdiğim kıyafetlerimin de ihtiyacı olanlara gideceğine inanıyorum.”
Yüzü ışıl ışıldı. Önceki yıllarda gördüğüm gölgeden eser yoktu. Kendisiyle netleşmiş, eşyalarıyla vedalaşmıştı. Vedalaşmanın hatıralarıyla olan bağını koparmaya yetmeyeceğinin gönül rahatlığı vardı bedeninde.
“Bazen çok uzun süre tutunuyoruz ayna, öyle değil mi? Oysa hayat değişimden ibaret. Hücrelerimiz her gün yenilenirken, insanoğlu doğar, yaşar ve ölürken... Ve bu değiştirilemez tek mutlak gerçekken… Anıların yükünü eşyalara yüklemişim bunca yıldır. O yükü de alıp sırtımda taşımışım da, haberim yokmuş kendimden.”
Kendini benim gözlerimle görse şu insanoğlu, acaba nasıl olurdu dünya?
Mavili yeşilli yazlık elbisesini giydi ve en sevdiği yeşim kolyesini taktı. Makyajını yapıp karşıma geçti. Usulca yaklaştı.
“İyiyim aynacığım, çok iyiyim hem de. Uzun bir aradan sonra kendimi ilk defa bu kadar hafiflemiş, sarmış, sarmalanmış hissediyorum. Yaptıklarımdan gurur duyuyor, henüz yapamadıklarım için kendime zaman tanıyorum.”
Gülümsedi.
“Her şeyi en mükemmel şekilde yapmak uğruna adım atamamayı, herkese ve her işe yetmeye çalışırken kendime geç kalmayı, yaşadığım tüm o değişimler içinde işe yaramayan yöntemlere tutunmayı bırakıyorum.”
Geçmişini geleceğinden çektiysen geri, şimdi geride kalan o beyaz sayfaya nasıl yazarsın geleceğini?
“Bunu bir milat ilan ediyorum ayna. Bunca yıllık ömrümün yarısına da ithaf ediyorum.”
Sesinde şefkat vardı, öylesi naif bir bakışla devam etti.
“Annemden ve anneannemden gelen tutumlu olmanın erdemiyle yaramayana tutunmanın farkını artık anlıyorum. Onları da bana olan tüm katkıları ve koşulsuz sevgileri için hasretle anıyorum.”
Yutkundu. Eliyle göz pınarlarına dolan yaşları hafifçe sildi.
“Yoluma yüklerimden arınmış olarak devam etmeyi seçiyorum.”
İpek Kaytaz
Profesyonel Koç | Dönüşüm ve Değişim Danışmanı





