Meditasyonu bitmek üzere. Tam bir yıldır sabahın sessizliğinde kendine ayırdığı on dakika ile nasıl da değiştiğine, olgunlaştığına, geliştiğine tanıklık ediyorum. Ben şanslı bir aynayım. Dönüşümünün benim kırılmam ile başlaması ve yenilenmem ile ilişkimizin tekrar inşa edilmesi de elbette ayrı anlamlı.
Hayatımın aşkı dediği adam tarafından aldatıldığını bir yıl önce bugün, bu odada öğrendi. O günlerde bambaşka bir dünyada yaşıyordu. Evlilik yolunda ilerleyen, gelinlik provasına giden, balayında gezecekleri ülkelerin hayâlini kuran bir kadındı. Mevcut ve gelecekteki dünyası bambaşka bir gerçeklik ile sarsılmıştı.
Doğum gününde sevgilisinin hediye ettiği, baş ucunda duran kar küresini eline geçirip doğruca bana fırlattı. İlk çatlama sonrasında fark ettim. Aslında beni değil, aynadaki evlilik teklifi aldığı günün fotoğrafını değil de aynadaki kendisini esas hedef aldığını.
Beni severdi çünkü. Ben onu yargısızca dinleyen, dillendirdiğinden farklı görünen çehresini ona gösteren, nereden geldiğini, nerede olduğunu ve önünde uzanan geleceği ona açıklığı ile sunan aynasıydım. Kalpten kalbe kurulan bir ilişkimiz vardı. Bu nedenle de beni hedef almazdı.
“Günaydın aynacığım. Ne harika bir gün öyle değil mi? Bugün kutlamamız var, biliyorsun. Yeni hayatımın doğum günü bugün.”
Yanıma yaklaştı. Sağ üst köşedeki sakuralara nazikçe dokundu. Bakışlarından anlık olan süzüldü geçmişin izi. Yerini ışık hızıyla ışıltıya, inanca, umuda, kendine güvene, kendini sevmeye ve kabul ile gelen doyuma bıraktı. Tüm bunlar yüzündeki kocaman gülümseme ile odanın içine doldu taştı.
“İyi ki varsın ayna. Sen olmasaydın bu bir yılı atlatmak benim için nasıl olurdu tahmin bile edemiyorum. Bu kadar hızlı gelir miydim bugünkü bene? İnan onu da tam kestiremiyorum. Herkes kendi hızında ilerlese de hayatta, hangi mevsimde ne kadar kalacağını belirlerken ihtiyaç duyuyor senin gibi bir yol arkadaşına.”
Bir ayna olarak gururum okşandı. Sözleri içime işledi. İyi ki varım dedim ben de.
‘Hepsini sen yaptın. Azminle çıkarttın kalbindeki kıymıkları. Şefkatle sardın yaralarını. Bir annenin çocuğuna bakması gibi baktın kendine. Bahaneler bulup bildiğin yerden devam etmek yerine, kendini her yoruluşta zorladın. Tüm yeni bağlantıları sen yarattın zihninde. Çünkü özünde kendini yeniden inşa etmek isteyen bir kadın vardı. Ben sadece elinden tuttum o kadının. Ne zaman ihtiyaç duysan, hiç düşünmeden her zaman tutacağım gibi.’
Umarım diğer kadınlar da içlerindeki o cesareti bulur ayna. Ben bugün kadınlara sesleneceğim. Hayat bilmedikleri, tahmin etmedikleri yerden gelse bile onlar kendilerini bilsinler diye. Belki yarın öbür gün adamlara seslenirim bir vesile ile. Bir şey yapmak üzerelerse, onu yapmadan bir adım geriye atıp oradaki hesabı kapatsınlar diye.
Dürüstlük ayna. En kıymetli değer değil midir bu hayatta? Şükür… Çok şükür ki ben en başta kendime dürüst oldum. En zor soruları cevaplarken bile…
İşte bugün buradayız. Kendimi iyi ki seviyorum ayna.
Yol nereye çıkarsa çıksın, sen de hep yanımda ol ayna.
İpek Kaytaz
Profesyonel Koç-ICF, Mentor, Eğitmen, Danışman







İpek hanım, Güzel ve etkileyici bir anlatım olmuş En zor an aynada kendimizi gördüğümüz andır. İşte değişim ondan sonra başlar ya devam eder ya da biter. Tercih bize aittir.