Bir Yol Hikâyesi: Aynadaki Yansımam
Bırakmak
Bugünlere sıkı sıkıya tutunduklarımla gelmişken şimdi niye bu kadar rahatsızım ayna?
‘Acaba tutundukların arasında neler sana ağır gelmeye başladı?’
Düşünüyorum da… Kendim ve ailem için en iyisi olsun istedim. İmkânlar dahilinde karşıma çıkan fırsatları değerlendirerek o an için en doğru olanı seçerek ilerledim. Pişmanlığım yok. Şükür…
Derin bir nefes verdi şükür derken. Gözleri geçmişten bugüne geldi, tam geleceğe gidecekken hızlıca geri döndü ve işte karşımda. Neydi onu bu kadar rahatsız eden? Acaba bir üst pozisyona terfi durumu mu onu böylesi bir sorgulamaya sevk etti?
Ekip olmak, birlikte paylaşmak ve üretmek benim için her zaman önemli olmuştur. Kaç lider yetiştirdim bunca yıl içinde biliyor musun? Ve inan bana kendi kanatları ile başka fezalarda uçmak isteyenleri de gururla izledim. Durmadım yollarında.
Tıpkı beni yetiştiren liderlerimin benim yolumda durmadığı gibi… Bunu doğru bildim, buna inandım. Peki ya bilmediklerimden öğrenmeyi göz ardı ettiysem?
‘Bilmediğin neyi bilmek isterdin?’
Mesela hep ekiple çalıştım, hiç bireysel olarak bir iş denemedim. Çünkü iki elin bir elden daha çok ses getireceğine inandım. Herkesin özgün bir yeteneği olduğuna ve tüm yeteneklerin bir arada olduğu bir ortamda verimliliğin, yaratıcılığın ve üretkenliğin doğal olarak var olabileceğine inandım. Kendimi bir orkestrayı yöneten şef gibi hissettim. Her gün bu motivasyonla başladım güne ve bu tatminle bitirdim her yeni günü.
‘Ekibi mi bırakmak istiyorsun? Bu mu zor geliyor sana?’
Ben bir süre ara vermek istiyorum sanırım. İçten içe hissediyorum bunu fakat öyle kısık ki içimdeki ses. Onu duymak için sanırım diğer tüm seslerin susması gerekiyor.
‘İlk ne zaman fark ettin bunu?’
Bir rüya gördüm ayna. Yüksek bir dağın tepesindeydim. O kadar yüksekteydi ki dört yanım alabildiğine açıktı. İnsan yapımı tek bir şey bile yoktu. Kendimi o kadar ait hissettim ki ayna. Ayaklarım çıplaktı. Oraya çıplak ayakla nasıl çıktığımı hatırlamıyordum bile. Masmavi gökyüzündeki tek bulut tam da benim üzerimdeydi. Sağ tarafımda sakin akan nehri izledim. Nehrin üzerinde uçan kuşları gördüm. Sol tarafımdan uçan bir kartal tam önümden geçerken, döndü bana baktı ve hızla alçalmaya başladı. Pençelerini kocaman açtı ve bir dağ tavşanı yakaladı. Aynı hızla geri döndü. Bu sefer bana bakmadı bile. Halen ne olduğunu tam anlamasam da, sanki kartalın bana bir mesajı var gibiydi.
Derin bir nefes verdi. Üzerindeki tüm yükü atmış gibi bir nefesti bu. Sanki sırtında taş taşıyordu da hepsini yere bırakmış gibi, kilometrelerce yol yürümüş de sonunda varmış gibi, önemli bir haberi almış da rahatlamış gibi. Öylesi bir nefes…
Çözmem lazım ayna. Bilmediğimi bilsem, anlamadığımı anlasam… Düşünsene neler mümkün ve görünür olur?
Ne güçlü bir soru? Sorarken sesindeki heyecanı acemice saklar gibiydi. Sanki saklamasa biri onu kınayacakmış gibi, mahcup bir hali vardı.
Ne zaman olur, nereden başlarım, ne kadar zamanımı alır bilmiyorum fakat bir şey beni çağırıyor hissediyorum. Hazır olduğumda ve bıraktığımda, cevabı bulacağımı biliyorum.
‘Bırakmaya ne kadar cesaretin var?’
Bunu hemen yapacak kadar cesur olmadığımın farkındayım. Lakin adım gibi biliyorum ayna, gün gelecek ve ben o sorunun cevabını bulmak için bıraktıklarımla yeniden başlayacağım.
İpek Kaytaz
Profesyonel Koç-ICF, Mentor, Eğitmen, Danışman





