Bir Yol Hikâyesi: Aynadaki Yansımam
Zarafet ve Güç
Anlamıyorum ayna, anlayamıyorum gerçekten. Ben insanlarla ilişkilerimde belirli bir seviye ve saygıyı korumaya çalıştıkça arı kovanına çomak sokar gibi üzerime geliyor insanlar.
Bir hışımla odaya girdi. Elindeki hırkasını, ilk maaşı ile aldığı o çok sevdiği çantasını yatağın üzerine fırlattı. Kaşları çatılmış, yüzü gergin, çehresinde sabahki özenli makyajından eser kalmamış. Omuzlarına saldığı saçları muhtemelen eline geçen ilk kalemle öylemesine tutturulmuş.
Bugün bir iş görüşmesi vardı. Büyük bir heyecanla hazırlanmıştı. ‘Bana dua et ayna görüşmem güzel geçsin.’ demişti, kendisini aynada son bir süzerken. Acaba ne olmuştu?
Beni görüşmeye çağıran kadın – departmanın müdürü – bende bir engel var mı yok mu diye merakından beni çağırmış. Meğer böylesine iyi bir CV’nin şehirden bu kadar uzak bir lokasyonda ne işi olduğunu sorguluyormuş. Kadın beni mi övdü, firmamı mı yerdi, yoksa bana mı laf soktu anlayamadım. Duymazdan geldim bu soruyu, enerjimi harcamaya değmezdi.
O sırada üzerini değiştirmiş ve annesinin doğum gününde hediye ettiği en sevdiği eşofmanını giymişti bile.
Bir kadının başka bir kadına böyle bakmasını geçtim. Bu tavrın elle tutulur tek bir yanı bile yok.
Gerçeği olduğu gibi yansıtan bir ayna olarak, doğru söze diyecek tek bir kelimem dahi yok.
Hele ki bu çağda hiç kimsenin hiçbir engeli olmadığını bangır bangır bağırırken tüm firmalar sosyal mecrada… Paralimpik olimpiyatlarında destan yazarken sporcular… Nasıl bir kafa yapısı ile böyle bir şey dedi anlamış değilim.
Aklına ne geldiyse nefesi bir anda sıklaştı. Elini kolunu nereye koyacağını bilemez halde direkt bana bakarak anlatmaya devam etti.
Bak şimdi düşündükçe buna benzer başka örnekler de geldi aklıma. Bunca zaman görüşmelerde maruz kaldığım… Acaba bende mi bir sorun var diye düşünmeye başlamıştım yemin ederim. Fakat yok, sorun bende değil, katiyen.
Mesela mülakat yapan bazı erkeklerin niçin konuyu evliliğe, çocuğa getirdiğini anlayamıyorum. Gelinim sensin yarışmasında değiliz ki… Ayrıca onlara mı kalmış bunu sorgulamak. Ben ne kadar profesyonelce cevap vermeye çalışsam da konu bir şekilde oraya geliyor. Neymiş? Vay efendim şimdi bana yatırım yapacaklarmış da ben sonra tam benden verim alacakları zaman gidecekmişim.
Madem böyle düşünüyorlar o zaman hiç çağırmasınlar kadınları ayaklarına, öyle değil mi? Baştan elesinler ve erkeklerden oluşan eko sistemlerini kursunlar. Kadınların işe katacağı farklı bakış açısından, estetikten, zarafetten mahrum kalsınlar.
Ardı ardına söyledi tüm cümlelerini. Böyle içinde tutmuş da artık tutacak yeri kalmamış, kendiliğinden taşmış gibi… Derin bir nefes verdi. Yatağına uzandı. Gözlerini kırpmadan öyle bir bakıyor ki şimdi tavana… Tavana değil de sanki göğün derinliklerine bakıyor gibi…
Asla pes etmeyeceğim ayna.
Aradan iki dakika anca geçmiş olmalı. Nasıl bir dönüşüm yaşadıysa içinde, nefes alışverişi rutine girmiş, sesi daha bir sakinleşmişti bu son cümlesinde.
İstedikleri kadar küçümsemeye, değersizleştirmeye, ötekileştirmeye, azın normal olduğuna ikna etmeye, sadece bu kadarcık olduğuma inandırmaya çalışsınlar… Boşuna. Bunların hepsi gelip geçici günler. Her gün yeniden doğuyor güneş.
Ben Atatürk’ün ülkesini emanet ettiği, güvendiği gençliğim. Ben Türk kadınıyım. Asla pes etmem. Karanlığın içinde bile kendi ışığımı bulur, yolumu aydınlatırım. İstediğim işi elbet bir gün kapacağım.
Bugün her ne kadar avazım çıktığı kadar bağırmak istesem de tüm zarafetimle, öz güvenimle, öz saygımla, öz sevgimle bildiğim yolda ilerliyorum. Biliyorum ki rüzgârı arkama alıp kendi rüzgârımı estireceğim günler gelecek ayna.
Pes etmiyorum, asla.
İpek Kaytaz
Profesyonel Koç-ICF, Mentor, Eğitmen, Danışman





