Hayatımda belki de ilk defa kahve içerken gerçekten sadece kahve içiyorum ayna.
‘Kafanın içinde hiçbir ses olmadığını mı söylüyorsun?’
İnanmayacaksın buna biliyorum. Çünkü her daim mutlaka bir fikir vardır kafamın içinde. Ah benim canım tilkilerim… Ne de güzel dolanırlar orada; kimi zaman yeşil çimenlerde kimi zaman şehrin keşmekeşinde. O güzelim kuyrukları değmez hiç birbirine.
Gülümsedi. Yavaşça fincanına uzandı. Bir gurme edasıyla kahvesinden bir yudum daha aldı.
Ay ben ne de severdim oysaki kafamın içindeki sesleri. Bu sayede hep ürettiğimi, projelerim olduğunu, hayatın karşıma getireceği her olaya karşı her daim hazırlıklı olacağımı düşünür gurur duyardım kendimle. 40 sene sonra fark ettim ki gurur sandığım şey koca bir hikâyeymiş aslında. Beni zihnen yoran bir illüzyonmuş.
Bunu duymanın bunca yıllık ayna duruşumda beni bile sarstığını itiraf etmeliyim.
Üretmek, güvende olmak, çalışkan olmak, fayda yaratmak… Bunların her biri benim değerlerim. Hayat yolumda karşıma kimler ve neler çıkarsa çıksın beni desteklediler, ileriye gitmemi sağladılar. Bugün olduğum kadın için kendimle gurur duyuyorum.
Bununla birlikte zaten bende olanlarla ihtiyacım olduğu zaman yapacaklarıma da güveniyorum. Henüz olmamış olanlar üzerinden tilkilerimi dolaştırarak bu kadar da yorulmaya gerek yokmuş. Sadece bunu fark ediyorum.
Korkularımı bırakıyorum ayna. Ben bende olanlarla bana yeterim. Yetemediğim durumda da yardım isterim. Yardımın kimden ve nasıl geleceğini bilmeden, teslimiyette olarak istediğimde de ihtiyacım olanın bana geleceğine güvenirim. Tilkilerim de artık huzurda.
Dünden farklıydı ve bunda sanırım dün akşam katıldığı atölye çalışmasının payı vardı.
‘Tam olarak neyi deneyimliyorsun?’
Üst üste iki derin nefes alıp verdi. Camdan dışarıya baktı. Güneşliydi bugün hava ve tüller sonuna kadar açıktı.
“Dinginlik…” dedi usulca, “Dinginliğin bana nasıl yerleştiğini deneyimliyorum.” ve yazısını yazmaya kaldığı yerden devam etti.
İpek Kaytaz
Profesyonel Koç-ICF, Mentor, Eğitmen, Danışman





