DM-1. 'İllüstrasyonlarla İyi Yaşam' sergisi kitabınızın doğal bir uzantısı gibi duruyor. Bu serginin fikri nasıl ortaya çıktı? Kitapla olan düşünsel bağını nasıl kuruyorsunuz?
MA: Bu sergi fikri, gözlemlerim sonucunda fark ettiğim bazı eksikliklere dikkat çekme isteğinden doğdu. Amacım hem illüstrasyonlar hem de kısa, bilgilendirici metinler aracılığıyla hedef kitleye bu konularda farkındalık kazandırmak ve onları düşünmeye teşvik etmekti.
DM-2. Kitapta meslek etiği üzerinden bireysel sorumlulukları tartışıyordunuz. Sergide ise bu kez topluma 'iyi yaşam' mesajları veriyorsunuz. Bu geçiş süreci sizde nasıl gelişti?
MA: Aslında sergi 2024 Aralık ayında hazırdı; ancak daha geniş bir kitleye ulaşabilmesi için 2. Erdek Dans Festivali kapsamında gerçekleştirilmesi önerildi. Bu fikri değerlendirmek adına sergiyi bir süre erteledik. Konusu gereği her zaman güncelliğini koruyan bir içerik taşıdığından, bu erteleme herhangi bir sakınca yaratmadı.
DM-3. Sergide yer alan illüstrasyonlar hem estetik hem de felsefi bir dile sahip. Her bir görselin altında yatan temel düşünce neydi? Sizce tasarım aracılığıyla felsefi mesajlar verilebilir mi?
MA: Tasarımı yalnızca estetikle sınırlı görmek eksik bir yaklaşımdır. Grafik tasarım, yalnızca göze hitap eden bir alan değil; aynı zamanda yaratıcı düşünce oyunlarıyla zihne de dokunan bir iletişim biçimidir. Bazı tasarımları anlamlandırabilmek için belirli bir entelektüel birikime sahip olmak gerekebilir. Bu nedenle hedef kitlenin kim olduğu, kullanılacak iletişim dilinin belirlenmesinde ve dolayısıyla hem kavramsal hem de estetik yaklaşımın şekillenmesinde kritik bir rol oynar.
DM-4. Sergide hangi temalar öne çıktı? 'İyi yaşam' sizin tanımınızda neleri kapsıyor?
MA: Sağlıklı, dengeli ve kaliteli bir yaşam tarzını destekleyecek olan genel konu başlıklarını kapsamaktadır: Kısaca beden sağlığı, zihin sağlığı, ekran süresi, spor, hobiler, kültürel aktiviteler, finansal okuryazarlık, uyku düzeni, alkol sigaradan kaçınma gibi başlıklar yer almaktadır. Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, daha mutlu, üretken ve tatmin edici bir yaşam mümkün hale gelir; bu nedenle “iyi yaşam” kavramının temel bileşenleri arasında yer alır.
DM-5. Bu sergiyle izleyicide yalnızca estetik bir beğeni değil, bir farkındalık da yaratmak istemiş gibisiniz. Tepkiler nasıl oldu?
MA: Sergi, 2. Geleneksel Erdek Dans Festivali kapsamında ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. İzleyen ve okuyan misafirler olsa da genel olarak toplumumuzda okuma ve izleme kültürünün zayıf olduğunu söylemek mümkün; dolayısıyla katılımın çok yüksek olduğunu ifade edemem. Ancak sergiyi dikkatle inceleyen bazı ziyaretçiler, ele alınan konuların son derece önemli olduğunu ve günümüzde karşılaşılan pek çok problemin temelinde bu tür bilgilerin eksikliğinin yattığını dile getirdiler ve bu tür etkinliklerin arttırılarak bilincin ve farkındalığın arttırılması gerektiğini dile getirdiler.
DM-6. Etik değerleri önceleyen bir tasarımcı olarak, 'iyi yaşam' fikrinin bugünkü dünyada tasarımcıya nasıl bir sorumluluk yüklediğini düşünüyorsunuz?
MA: Tasarımcıların ürettikleri işler yalnızca kâr amacıyla sınırlı kalmamalıdır. Tasarım sürecine iyi, sorumlu ve etik bir bakış açısı dâhil edilmeli; yaratıcı ve özgün çözümler, bu değerler ışığında geliştirilmelidir. Bu anlayışı güçlendirmek amacıyla bir “Tasarımda Etik Manifesto” hazırladım ve tüm tasarımcılarla paylaştım. Ayrıca, Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (GMK) da bu bildirinin ve manifesto kitapçığının yaygınlaştırılmasında destek verdi.
DM-7. Sergideki bazı işler doğrudan kitabınızda işlediğiniz konularla örtüşüyor. Örneğin görsel manipülasyon, tüketim eleştirisi, sorumluluk gibi. Bu bilinçli bir tercih miydi?
MA: Kesinlikle evet. Sorumlu ve etik tasarım anlayışı, konulara bu perspektiften bakmayı gerektirir. Hatta yalnızca tasarımcıların değil, sıradan bir vatandaşın bile her konuda benzer hassasiyetleri taşıması ve bu evrensel değerler doğrultusunda hareket etmesi büyük önem taşır.
DM-8. Serginin bir eğitim aracı olarak kullanılması mümkün mü? Üniversite ya da atölye ortamlarında bu illüstrasyonların işlenmesi sizce nasıl katkı sağlar?
MA: İllüstrasyonun temel kullanım amaçlarından biri, bilgilendirici bir araç olarak konuları görselleştirerek daha anlaşılır hale getirmektir. Bu nedenle pek çok bilim ve ders kitabında illüstrasyonlara yer verilmektedir. Eğer sorunuz, bu görsellerin eğitim ortamlarında kullanılıp kullanılamayacağı ise, elbette mümkündür. Okullarda sergiler düzenlenerek daha fazla çocuk, genç ve halkın bu konulara ilgi duyması ve farkındalık geliştirmesi sağlanabilir.
DM-9. Sergideki işleri üretirken hangi teknikleri, araçları ve anlatım biçimlerini tercih ettiniz? Dijital ile geleneksel arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?
MA: Çalışmaların tamamında dijital teknikleri tercih ettim. Tüm illüstrasyonlar vektörel olarak üretildi; böylece, vektör formatının sağladığı sınırsız ölçeklenebilirlik avantajı sayesinde ilerleyen dönemlerde farklı boyutlarda, kalite kaybı olmadan yeniden üretilebilmeleri mümkün kılındı. Bu yaklaşım hem estetik bütünlüğü korumak hem de uzun vadeli kullanım esnekliği sağlamak amacıyla bilinçli olarak benimsendi.
DM-10. Bu sergiyle aslında bir anlatıcı kimliği de üstleniyorsunuz. Yazı ve çizgiyi birleştirmek sizin üretim pratiğinizde nasıl bir yer tutuyor?
MA: Doğru bir gözlem. Bu sergide hem illüstratör hem de yazar kimliğimle yer aldım. Konuların daha anlaşılır ve erişilebilir olabilmesi için hem görsellerde hem de metinlerde bilinçli olarak yalın bir dil ve üslup tercih ettim.
DM-11. Sergi sonrasında size yeni sergi ya da proje teklifleri geldi mi? Bu sergiyi bir seriye dönüştürmeyi düşünüyor musunuz?
MA: Sergi sonrasında, benimle görüşmek isteyen ve sergiyi farklı şehirlere taşımam yönünde önerilerde bulunan ziyaretçiler oldu. İlerleyen süreçte, gerekli destek sağlandığı takdirde bu sergiyi farklı şehirlerde de hayata geçirmeyi planlıyorum.
DM-12. Kitabınızdan sonra bu sergi, sanki ikinci bir yaratıcı duruş gibi. Üçüncü bir adım olarak yeni bir kitap ya da proje üzerinde çalışıyor musunuz?
MA: Bu konularla bağlantılı olarak, önümüzdeki dönemde iktisat ve Bitcoin üzerine daha yoğunlaşmak istiyorum. Çünkü insanların günlük yaşamlarında en sık etik duruş sergiledikleri alanın para ve finans olduğunu fark ettim. Bu nedenle, etik bir tercih olarak günümüz finans sistemini ve ona alternatif, etik bir çıkış yolu olarak Bitcoin ekosistemini ele alan hem görsel hem de yazılı çalışmalar üretmeyi planlıyorum.
DM-13. Başka yayımlanmış kitaplarınız var mı? Ya da yakın gelecekte yayımlamayı düşündüğünüz yeni kitap projeleriniz?
MA: Etik konusunun en güçlü şekilde tartışılabileceği alanlardan birinin para ve finans olduğunu düşünüyorum. Para, insanların günlük yaşamlarında en sık karar verdikleri ve etik tercihlerini doğrudan yansıttıkları bir araç konumunda. Bu nedenle, özellikle geleceğin yetişkinleri olacak çocukların bu konuda erken yaşta bilinçlenmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Bu amaçla, Bitcoin üzerine odaklanan, sade ve anlaşılır bir dil kullanan, görsellerle desteklenmiş bir çocuk kitabı hazırlamayı planlıyorum. Kitap hem finansal okuryazarlık hem de etik bakış açısını bir arada sunarak, çocuklara paranın doğası, değer üretimi ve dürüstlük temelli bir ekonomik anlayış hakkında farkındalık kazandırmayı hedefleyecek. Ek olarak etik perspektifinden Bitcoin ve Bitcoin ekosistemi üzerine de yurtdışından eğitim sertifikaları tamamladım.
DM-14. Yazmak ve çizmek... Bu iki üretim biçimi sizde nasıl birleşiyor? Hangisi daha önce gelir? Ya da birbirlerini nasıl besliyorlar?
MA: Yazmak da çizmek de kendi başına son derece güçlü ifade biçimleridir. Benim için önemli olan, bu iki üretim yöntemini birbiriyle yarıştırmak değil, doğru zamanda ve doğru bağlamda bir araya getirebilmektir. Yazı, düşünceyi sözcüklerle netleştirirken; çizim, duyguyu ve kavramı görselleştirerek daha doğrudan iletir. Bu nedenle, her ikisini birlikte kullanmak hem mesajın etkisini artırır hem de izleyici ya da okuyucu üzerinde daha kalıcı bir etki bırakır.
DM-15. Son olarak, hem kitap hem sergi bazında düşündüğünüzde, bu üretim hattının devamı gelecek mi? Özellikle etik, toplum ve tasarım ekseninde yeni çalışmalar planlıyor musunuz?
MA: Evet, bu üretim hattının devamı gelecek. Zaten önceki yanıtlarda belirttiğim gibi, etik, toplum ve tasarım ekseninde çalışmalarımı sürdürmeyi planlıyorum. Farklı olarak şunu da eklemek isterim ki, ülkemizde etik değerler, entelektüel derinlik, görgü ve kültür alanlarında adeta bir seferberlik başlatılması gerektiğine inanıyorum. Bu doğrultuda hem bir akademisyen hem de bir tasarımcı olarak üzerime düşen sorumlulukları yerine getirmek ve bu konularda farkındalık yaratacak çalışmalar üretmek için elimden geleni yapacağım. Bu önemli konuları yeniden gündeme taşıdığınız ve bana söz verdiğiniz için de teşekkür ederim.
Mustafa Akman’ın hem yazılı hem görsel dili ustalıkla birleştirdiği bu üretim süreci, grafik tasarımın sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir yaşam ve düşünme biçimi olabileceğini kanıtlıyor. ‘İllüstrasyonlarla İyi Yaşam’ sergisi, ‘Meslek Etiği ve Grafik Tasarım’ kitabının sunduğu soruları başka bir mecra üzerinden yeniden düşündürüyor. Eğer henüz yeni bir kitap projesi üzerinde çalışmıyorsa, bu üretimlerinin ışığında onu kaleme alacağı yeni bir kitapta, çizgi ile etik arasındaki bu özgün köprüyü daha da derinlemesine keşfetmeye davet ediyoruz. Akman’ın hem tasarımcı hem düşünür kimliğiyle yeni çalışmalara imza atacağına kuşkumuz yok.
İllüstrasyonlarla İyi Yaşam sergisi haberi için; https://www.dimedya.com.tr/grafik-sanatcisi-mustafa-akman-sergisi/855/
Meslek Etiği ve Grafik Tasarım kitabı söyleşisi için; https://www.dimedya.com.tr/akademisyen-grafik-sanatcisi-yazar-mustafa-akman-ile-soylestik/916/













