ZEYTİN MADEN SAHASINDAN DAHA KÂRLI
Ziraat Mühendisi, Tarım Yazarı ve Milletvekili Danışmanı Gazi Kutlu zeytinlik alanların maden sahalarına açılması konusunda bir yazıyı WEBAGRON Tarımsal İçerik Platformu'nda yayınladı. Kutlu'nun yazısına aşağıda yer veriyoruz.
Dünya gündemini İsrail ve ABD’nin İran’la savaşı meşgul ediyor. Bizde ise sağ olsun, tartışılacak çok konu var. Ama ben yine ısıtılıp ısıtılıp önümüze konan bir meseleyi, zeytinliklerin maden sahalarına açılması konusunu ele alacağım. Yazının sonunda, yer üstü zenginliğin —yani zeytinin— hem ekonomik hem ekolojik olarak yer altı zenginliklerinden daha değerli olduğunu rakamlarla göstereceğim.
Önce bugüne dair ciddi bir çelişkiyle başlayalım: Türkiye topraklarında şu an yaklaşık 205 milyon zeytin ağacı var. Bu noktaya nasıl geldik, bir hatırlayalım. Dönemin Tarım ve Orman Bakanı Mehdi Eker, 2006 yılında sertifikalı fidanla zeytin bahçesi kuranlara destek vererek yeni bir dönemi başlattı. 2013’te Kilis’teki Organik Zeytin Şenliği’nde yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
“Bizden önce Türkiye’de 99 milyon zeytin ağacı vardı. 2006’dan bu yana yaptığımız çalışmalarla bu sayı 170 milyona çıktı. Zeytin üretiminde dünyada ikinci veya üçüncü sıradayız. Zeytinyağını tankerlerle İspanya’ya, İtalya’ya satıyoruz. Markalaşarak bu ürünleri pazarlamamız gerek. 101 ülkeye zeytin satıyoruz. 323 milyon dolarlık ihracata ulaştık. Tüketimde ise hala çok gerideyiz. Üretimdeki bu başarıyı tüketime de yansıtmalıyız.”
Bugün geldiğimiz noktada hâlâ markalaşma sorunu sürüyor. Ama Türkiye, zeytin üretiminde İspanya’dan sonra Avrupa ve Dünya’da ikinci sırada yer alıyor. Son 12 yılda üretimini en çok artıran ülke olmuşuz. Peki bu başarıyı neden tehdit ediyoruz?
Şimdiki Bakan İbrahim Yumaklı’dan ise çıt çıkmıyor. Oysa ilk iş, elindeki verilerle zeytinciliğin madencilikten daha kazançlı olduğunu kamuoyuna anlatmak olmalıydı. Yapmadı. Ama daha önce Bekir Pakdemirli döneminde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan “Zeytin Bahçesi Tesis Fizibilite Raporu ve Yatırımcı Rehberi” bunu açıkça ortaya koyuyor. Bu resmi rapora dayanarak, zeytinin madenden nasıl daha karlı olduğunu anlatacağım. Üstelik bütün veriler kamuya açık kaynaklardan derlenmiş, objektif veriler.
19 Haziran’da TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” görüşüldü. Komisyon tutanaklarına göre, 26 köy ve mahalleyi etkileyen 37 bin hektarlık (370 bin dekar) alanda 82 bin zeytin ağacı bulunuyor. Bu, Türkiye’deki toplam zeytin ağaçlarının binde 4’ü, sadece Muğla’daki ağaçların ise yüzde 4,2’si. Yani tüm alan zeytinlik değil. Peki, tüm alan zeytinlik olsa ne olurdu?
Bakanlığın rehberine göre; bir dekara 28 ila 40 zeytin fidanı dikilebiliyor. Süper yoğun sistemde bu sayı dekara 100’ün üzerine çıkabiliyor ama biz klasik sistemle devam edelim. Bu hesaba göre 370 bin dekara 10 milyon ila 15 milyon arasında zeytin ağacı dikilebilir. Muğla ortalamasına göre ağaç başına 16 kilo ürün alınırsa, TÜİK verileriyle zeytinin kilosu 57,25 TL’den satıldığında bu üretim yıllık 9,5 milyar ila 13,6 milyar lira arası gelir getirir. Merkez Bankası kuruna göre bu da yaklaşık 240 ila 350 milyon dolar demek.
Peki bu alanlardan elde edilecek elektriğin ekonomik değeri nedir? Yıllık 700 milyon dolar. İlk bakışta daha fazla görünüyor, değil mi? Ama bir dakika…
Tutanaklara göre, bu bölgede 190 milyon ton kömür rezervi olduğu ve bu rezervin termik santrallere yaklaşık 10 yıl yeteceği ifade ediliyor. Yani ekonomik ömrü on yıl.
Şimdi gelin Tarım Bakanlığının ifadesine bakalım: “Zeytin ağacı 500 ila 1000 yıl yaşayabilir. 3-4 yaşında ürün vermeye başlar, 12-20 yaşlarında tam verime ulaşır, 80-100 yıl ekonomik anlamda ürün verir.”
Yani bir tarafta sadece 10 yıl çalışacak bir termik santral, öbür tarafta yüz yıl boyunca ürün verecek bir zeytin bahçesi… Hem doğaya dost hem daha sürdürülebilir.
Kaldı ki benim yaptığım hesap sadece üretim üzerinden. Bir de zeytinyağında markalaşırsak, tonunu 6 bin dolara satan ülkeler gibi katma değeri yüksek ihracat yaparsak kazancımız katlanır.
Bu arada küçük bir not paylaşayım. Zeytin ve zeytin ürünleri ihracat gelirimiz 2023 yılında 829 milyon dolar, 2024 yılında 758 milyon dolar gerçekleşti.
Peki biz neden bindiğimiz dalı kesiyoruz? Neden daha karlı olanı değil de doğayı yok eden yolu seçiyoruz? Aklı başında biri çıkıp da bana bunu anlatabilir mi?
https://www.webagron.com/zeytin-madenlerden-daha-karli/