TÜRKİYE'NİN GÜNCELLENMİŞ ULUSAL KATKI BEYANI, BU KONUDAKİ KARARLILIĞIMIZI ORTAYA KOYUYOR

İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, BM Genel Kurulu 80. Oturumu marjında gerçekleştirilen İklim Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 'Türkiye'nin Güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı'nı değerlendirdi. Başkan Zeytinoğlu şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulu marjında gerçekleştirilen İklim Zirvesi’de (Climate Summit) COP30 öncesinde ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarını önceden sunabilmeleri için oluşturulan platformda Türkiye’nin güncellenmiş iklim hedefleri hakkında bir konuşma yaptı. Ülkemiz, ilk Ulusal Katkı Beyanı’nı 2012’de yayımlamış; 2023’te ise 2030’a kadar %41 oranında artırımdan azaltım hedefiyle “İlk Güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı”nı sunarak taahhüdünü güncellemişti. Bu taahhüt, ülkelerin farklı sorumlulukları olduğu anlayışıyla belirlenmişti. Yani Türkiye, geçmişte sera gazı salımlarının çok az bir kısmından sorumlu olduğu için özel bir konuma sahip. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2035 yılında 466 milyon ton emisyon azaltımı sağlanmasının ve emisyonların 643 milyon tona düşürülmesinin hedeflendiğini ifade etti. Bu bağlamda, ülkemizin BM Genel Kurulu çerçevesinde gerçekleştirilen iklim konulu oturumda, gelişmekte olan bir ekonomi için iddialı sayılabilecek ve önceki 2030 hedefinden daha düşük bir 2035 emisyon hedefi koyması Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını ortaya koyuyor ve iradesini sağlamlaştırıyor. Ülkemiz mutlak azaltım hedefi sunmasa da referans senaryolara göre kurgulanan emisyon öngörülerinin altında kalmayı taahhüt ediyor. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından duyurulan hedefler önem taşıyor.

Türkiye’nin iklim ve çevre alanında son dönemde yoğun bir çaba sarf ettiği görülüyor. Bunların sonuncusu, Türkiye’de ilk niteliği taşıyan İklim Kanunu oldu. İklim Kanunu çerçevesinde hazırlanan ikincil mevzuat kapsamındaki yönetmelikler, kanunun uygulama safhasında yardımcı rol üstlenecek. Bu kapsamda taslak hâlinde bulunan “Karbon Kredilendirme ve Denkleştirme Yönetmeliği”, “Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği” ve “Türkiye Yeşil Taksonomi Yönetmeliği” gibi düzenlemelerle İklim Kanunu’nun amaçları hayata geçirilerek Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele çabaları somutlaştırılacaktır. Böylece, Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde şekillenen ve ülkemizin de dâhil olduğu üçüncü ülkelerdeki tüccar ve sanayiciyi ilgilendiren başta “Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM)” olmak üzere diğer AB düzenlemelerinin öngördüğü sorumluluklara ve “AB Emisyon Ticaret Sistemi”ne uyum sağlanması kolaylaşacaktır.

Öte yandan geçtiğimiz hafta AP’de “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması”na ilişkin çok önemli bir oylama gerçekleşti. AP üyeleri, KOBİ’lerin %90’ının SKDM’den muaf tutulabilmesi için oy kullandı. 2023’ten bu yana geçiş döneminde bulunan ve 2026’da vergilendirme aşamasına geçecek olan SKDM’ye dair, Omnibus Paketi kapsamında önerilen sadeleştirmeler çerçevesinde mekanizmanın kapsamının daraltılarak küçük işletmelerin %90’ının kapsam dışında bırakılması yönündeki nihai oylama olumlu sonuçlandı. Üye ülkelerin resmî onayının ardından bu sadeleştirme hayata geçirildiğinde Türk ihracatçılarının SKDM kapsamında uymaları gereken yükümlülüklerin hafiflemesi ve sektörde bir rahatlama hissedilmesi bekleniyor.

Son yıllarda AB, iklim mevzuatını ve hedeflerini bir miktar yumuşatmış olsa da ülkemizin iklim hedeflerinin somut adımlarla ve kararlılıkla ilerlemesi büyük önem taşıyor. Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duyurduğu güncellenmiş hedefin COP30 sırasında resmen duyurulması bekleniyor.”

Ayhan Zeytinoğlu İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı