ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI ZİRVESİ: ÇİN MERKEZLİ YENİ BİR KÜRESEL DÜZEN Mİ
güvenlik değil, ekonomi ve teknoloji temelli bir blok olma iddiasını da resmîleştirdi. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'nın 25'inci Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi, 30-31 Ağustos 2025 tarihlerinde Çin'in Tiencin kentinde düzenlendi. Zirveye 20'den fazla ülke lideri ile bölgesel ve uluslararası örgüt temsilcileri katıldı.
KÜRESEL YÖNETİŞİM GİRİŞİMİ
“Soğuk Savaş zihniyeti ve zorbalık ortadan kalkmış değil” sözleriyle mevcut uluslararası düzeni sert şekilde eleştiren Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD öncülüğündeki kurallara dayalı sisteme karşı, daha kapsayıcı ve eşitlikçi olduğunu ileri sürdüğü Çin merkezli bir küresel yönetişim anlayışı önerdi. Bu çerçevede duyurulan Küresel Yönetişim Girişimi (Global Governance Initiative-GGI), Çin’in daha önce ilan ettiği Küresel Kalkınma Girişimi, Küresel Güvenlik Girişimi ve Küresel Medeniyet Girişimi sonrasında, Pekin’in uluslararası düzen vizyonunu tamamlayan dördüncü yapı taşı olarak öne çıktı. Girişim; çok taraflılık, adalet, karşılıklı saygı ve küresel eşitlik ilkeleri etrafında şekillenen alternatif bir normlar bütünü ortaya koymayı hedefliyor.
TİENCİN BİLDİRİSİ
Zirve sonunda kabul edilen Tiencin Bildirisi, Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın (ŞİÖ) gelecek dönem önceliklerini kurumsal düzlemde çerçeveleyen kapsamlı bir politika belgesi niteliği taşıdı. Bildiride, çok taraflılığa dayalı küresel yönetişimin güçlendirilmesi, yapay zekâ teknolojilerinde etik standartların geliştirilmesi ve enerji ile gıda güvenliği gibi konularda ortak hareket etme kararlılığı vurgulandı. Özellikle sınır ötesi tehditlerle mücadelede istihbarat paylaşımı, dijital altyapıların korunması ve dezenformasyona karşı eşgüdümlü hareket etme çağrısı yapıldı. Bildiride, Çin’in öncülüğünde gündeme gelen ŞİÖ Kalkınma Bankasının kurulması fikrine ilkesel düzeyde destek verilmesi, örgütün ekonomik bütünleşme hedefleri açısından dikkat çekici bir gelişme oldu. Bu girişim, Pekin’in Asya Altyapı Yatırım Bankası ile Kuşak ve Yol Girişimi üzerinden inşa etmeye çalıştığı alternatif küresel kalkınma mimarisinin ŞİÖ çatısı altında kurumsallaşması yönünde stratejik bir adım olarak değerlendirilebilir. Bankanın kurulması hâlinde, ŞİÖ üyesi ülkelerde altyapı yatırımları, enerji projeleri, dijital bağlantısallık ve bölgesel ticaretin finansmanı gibi alanlarda ortak projelerin desteklenmesi amaçlanıyor. Bunların ötesinde uzay teknolojilerinden 5G altyapılarına kadar birçok stratejik alanda iş birliği yapılacağı taahhüdünde bulunuldu.
CİNPİNG-PUTİN-MODİ ÜÇLÜSÜ
Zirvede Çin, Hindistan ve Rusya liderlerinin samimi görüntüler vermesi, küresel güç rekabetinde ABD’ye karşı sembolik bir meydan okuma olarak yorumlandı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ŞİÖ’nün “yeni ve adil bir küresel güvenlik mimarisinin temel taşı” olabileceğini savunurken, Hindistan Başbakanı Narendra Modi “zor zamanlarda bile Rusya ile omuz omuza durduklarını” vurguladı. Her ne kadar Hindistan, ŞİÖ içinde Çin ve Rusya’ya kıyasla daha temkinli ve bağımsız bir çizgi izleyen bir aktör olarak görünse de, bahse konu üçlü görüntü, Hindistan’ın Batı dışı ittifak arayışının en net göstergelerinden biri oldu.
ŞİÖ PLATFORMUNDA TÜRKİYE
Türkiye, zirveye ŞİÖ diyalog ortağı sıfatıyla katılım sağlarken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen diplomasi trafiği, çok taraflılık ve bölgesel iş birliği alanlarında Türkiye’nin yürüttüğü aktif dış politikayı tekrardan gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmede, Orta Koridor ile Kuşak ve Yol Girişimi’nin uyumlaştırılması gerektiğini belirtirken, dijital teknolojiler, enerji, sağlık ve turizm gibi alanlarda Çin yatırımlarının Türkiye’ye yönlendirilmesi çağrısında bulundu. Çin tarafı ise Türkiye’yi “bağımsızlık ruhuna sahip yükselen büyük devlet” olarak tanımlayarak, iki ülkenin “Küresel Güney’in önemli üyeleri” olduğuna dikkat çekti. Liderler ayrıca, Gazze’deki gelişmeler, Ukrayna’daki savaş ve Suriye’nin yeniden inşası gibi küresel konuları da ele aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Şanghay İşbirliği Teşkilatı’nın 25’inci Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi, Çin’in küresel düzeni yeniden şekillendirme hedefi doğrultusunda attığı çok boyutlu adımların önemli bir örneği olarak dikkat çekti. Her ne kadar farklı siyasi rejimler ve aktörler, tarihî gerilimler ve çıkar farklılıkları örgütün etki kapasitesini zaman zaman sınırlandırsa da; Çin’in artan ekonomik, teknolojik ve diplomatik gücü ekseninde inşa edilen bu yeni yapı, mevcut uluslararası düzenin tek kutuplu yapısını sorgulayan ülkeler açısından alternatif bir yönetişim modeli olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede Tiencin Bildirisi, ŞİÖ’nün yalnızca güvenlik eksenli bir yapı olmaktan çıkarak çok boyutlu, kurumsal bir küresel blok hâline dönüşme iradesini yansıtan önemli bir politika belgesi olarak ilgi çekiyor.
Çin ve müttefiklerinin Zirve’deki yeni düzen inşa etmeye yönelik çıkışlarını, 3 Eylül 2025 tarihinde Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı sonunda teslim olmasının 80’inci yıldönümü vesilesiyle düzenlenen askerî geçit töreni ile birlikte değerlendirmek aydınlatıcı olabilir. Pekin’in Chang’an Caddesi’nde düzenlenen bu törene Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yanı sıra, Rusya, Kuzey Kore, Belarus, Endonezya, Azerbaycan, Malezya, Slovakya, Sırbistan gibi ülkelerin liderleri katıldı. Türkiye ilk defa olarak Bakan düzeyinde temsil edildi ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal töreni izledi. Şi Cinping orduya ve halka hitaben yaptığı konuşmada şu noktaları belirtti: “Çin halkının Japon saldırganlığına karşı direniş savaşı ve dünya antifaşist savaşı İkinci Dünya Savaşı hem Çin halkı hem insanlık adına büyük bir sınama oluşturdu… Tarih bize şunu gösterdi ki insanlık hep beraber yükselir ve düşer. Ortak güvenlik ancak tüm ülkeler ve uluslar birbirlerine eşit muamele eder, barış içinde bir arada yaşar ve birbirini desteklerse mümkün olabilir, savaşın kökeninde yatan sebepler ancak böyle ortadan kaldırılabilir.” Çin’in dünya düzenine yönelik önemli mesajlar verdiği konuşmanın ardından, askerî kıtalar yürüyüş gerçekleştirdi ve aralarında yeni nesil tanklar, zırhlı muharebe araçları, amfibi hücum vasıtaları, füzeler ve hava araçlarının olduğu modern silah sistemleri tanıtıldı. Etkileyici bir gövde gösterisi niteliği taşıyan askerî tören ve geniş uluslararası katılım Çin’in artık sadece ekonomik gücüyle kalmayıp, siyasi ve askerî bir güç olarak dünya sahnesinde daha etkin rol oynamaya hazır olduğu mesajı olarak değerlendirilebilir. Yaklaşık 5 milyar dolara mal olduğu ifade edilen törende 19 ileri teknoloji silah sistemi de dünyaya tanıtıldı ve Çin’in askerî alandaki öncü konumuna dair güçlü bir mesaj verilmiş oldu. Çin artık ABD’nin bugüne kadarki rakipsiz askerî teknolojisi ve stratejik üstünlüğünü tehdit edebilecek küresel aktör konumuna yükseliyor. ABD Başkanı Trump’ın “Önce Amerika” yaklaşımı ve ülkesinin liderliğini yapmış olduğu uluslararası düzeni kendisinin tahrip etmesi stratejik bir güç boşluğu ortaya çıkarmıştı. Çin bu güç boşluğunu doldurmaya aday gözükse de küresel diplomasi ve kurumların yeniden şekillenmesi açısından henüz yolun başında. Ayrıca Şi Cinping’in hemen yanında yer alan Rusya Devlet Başkanı Putin ve Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un gibi otokratik liderlerle eşit ve barışçı olarak tanımladığı düzenin nasıl kurulabileceği ciddi soru işaretlerine yol açıyor.
Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı