BM bünyesinde kabul edilen ve resmî adıyla “Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi Kapsamında Ulusal Yetki Alanı Dışındaki Alanların Deniz Biyolojik Çeşitliliğinin Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı Anlaşması” (BBNJ) olarak bilinen tarihî düzenleme, Fas’ın onayıyla gerekli 60 ülke barajının aşılmasının ardından 17 Ocak 2026 tarihinde resmen yürürlüğe girdi. Bugüne kadar kapsamlı bir koruma kalkanından yoksun olan ve dünya okyanuslarının üçte ikisini oluşturan ulusal yetki alanı dışındaki bölgeler, artık ilk kez bağlayıcı bir hukuki çerçeve ile yönetilecek. Anlaşma, açık denizlerde deniz koruma alanlarının (MPA) oluşturulmasını, derin deniz faaliyetleri için çevresel etki değerlendirmelerinin (ÇED) zorunlu kılınmasını ve deniz genetik kaynaklarından elde edilecek ticari faydaların adil paylaşımını öngörüyor.
Türkiye’nin de taraf olduğu bu anlaşma, 2030 yılına kadar okyanusların %30’unun korunmasını hedefleyen “30x30” vizyonunun gerçekleştirilmesi için kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Anlaşma, okyanus yönetişimindeki önemli boşlukları kapatacak ve küresel koruma anlayışında yeni bir dönem başlatacak.
Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı
ikv.gov.tr














