TİYATRO ÇAĞDAŞ'IN KÜÇÜK OYUNCULARI OYNADI
Nazi Almanyasının Romanlara karşı sistematik bir şekilde uyguladığı soykırım, yıldönümünde Bandırma'da anıldı.
2 Ağustos Cumartesi günü Bandırma Belediyesine ait Santral Kültür Merkezin de gerçekleştirilen anma günü etkinliği Tiyatro Çağdaş’ın Kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Demirezen’in açılış konuşmasıyla başladı. Demirezen;
“Bugün burada, insanlığın karanlık tarihine gömülmüş bir sessiz çığlığı duyurmak için toplandık. 2 Ağustos 1944’te, Nazi kamplarında sadece bir gecede öldürülen üç binden fazla Romanın ve Sinti’nin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Ama bu, sadece bir geceye sığdırılmış bir felaket değildi. Bu, uzun yıllar süren bir ayrımcılığın, dışlanmanın, yok sayılmanın son durağıydı.Roman halkı, tarih boyunca neşesiyle, müziğiyle, dansıyla bilindi. Ama bu rengârenk yaşamın ardında çoğu zaman yoksulluk, dışlanmışlık ve hor görülmüşlük vardı.
Biz öyle bir halkız ki, acımızı da müziğe dökeriz; gözyaşlarımız bazen darbukanın sesiyle, bazen bir kemanın ezgisiyle anlatılır.
Roman kimdir bilir misiniz?
O, bazen ten rengiyle, bazen konuşmasıyla, bazen giyimiyle “öteki” ilan edilen; ama yüreğiyle, cömertliğiyle, kahkahasıyla hep en “bizden” olan insandır.
Roman olmak; azla yetinmeyi bilmek, zor zamanlarda bile gülümsemeyi başarmaktır.Hayatın kenarına itilen ama her sabah yeniden ayağa kalkmayı bilen bir iradedir Romanlık.
Sevgisi boldur Roman’ın, öfkesi haklı, barışı sonsuz bir özlemdir onun yüreğinde.
Bugün Türkiye’de ve dünyada pek çok Roman hâlâ eğitime, sağlığa, istihdama eşit erişim sağlayamıyor. Yoksulluk zinciri nesilden nesile aktarılıyor. Oysa bir çocuğun kaderi, onun hangi mahallede doğduğuyla belirlenmemeli. Romanlar daha iyi koşullarda eğitim almalı, iş hayatında yer bulmalı, kültürel zenginlikleri tanınmalı.
Bir halkın kendini gerçekleştirebilmesi için sadece geçmişte yaşadığı acılar değil, bugün içinde bulunduğu koşullar da görülmeli.
Peki, insanlık neden hâlâ aynı hataları yapıyor?
Neden barışın değerini savaş başlayınca anlıyoruz?
Neden hayatın kutsallığını, onu kaybedince idrak ediyoruz?
Tarih boyunca savaşlar hep “gereklilik” olarak sunuldu.
Ama ne kadar “gerekiyordu” gerçekten?
Sınırları çizmek için mi öldük, ideolojileri taşımak için mi, yoksa birileri daha güçlü kalsın diye mi?
Hiçbiri bir çocuğun gözyaşına değmezdi. Hiçbir neden bir annenin ağıtından daha haklı olamazdı.
Savaş; en çok da hiç suçu olmayanlara gelir.
Bu yüzden Porajmos’u anarken, sadece geçmişin değil, bugünün de vicdanına dokunmak zorundayız.
Her acı bize, barışın ne kadar değerli olduğunu tekrar tekrar öğretmeli.
Unutmamalıyız: En büyük cesaret, savaşmak değil; barışı sürdürebilmektir.
Romanların hayata bakışı, umudu kaybetmeyen felsefesiyle doludur.
Onlar; dans ederken acısını unutan, oynarken hayata tutunan, azıcıkla yetinip çokça gülümseyen insanlardır.
Bugün Porajmos’un yasını tutarken, aynı zamanda yaşama sevincinin direncini de kutluyoruz.
Çünkü biz yaşamayı seviyoruz.
Barışı, kardeşliği, bir arada gülmeyi, aynı sofraya oturmayı…
İnsanlık tarihinin karanlık sayfalarına karşı, ışığımızı söndürmeden dimdik duruyoruz.”
sözleriyle soykırımı, Romanları anlattı. Demirezen’in konuşması sonrası Roman katliamı ile ilgili kısa bir film gösterisi oldu. Daha sonra Tiyatro Çağdaş’ın küçük oyuncuları sahne aldı ve müzik eşliğinde oyunlarını sahnelediler.
Oyun bitimi sonrası bazı çocuklar günün önemini vurgulayan konuşma yaptılar.
PORAJMOS
“Porajmos” olarak da bilinen tarihin tanıklık ettiği en büyük insanlık suçlarından biri olan Roman soykırımı her yıl 2 Ağustos’ta anılmaktadır. Roman dilinde “yok etme, yıkım” anlamına gelen “Porajmos” kelimesi, Romanların Nazi Almanyası tarafından maruz bırakıldıkları sistematik soykırımı tanımlamak için kullanılmaktadır.
Nazi rejiminin “ırksal üstünlük” ideolojisine dayalı politikaları neticesinde Almanya’ya karşı önemli bir tehlike olarak görülen topluluk yalnızca Yahudiler olmamış Romanlar da bu ırkçılığın hedefi olmuştur. 1930’lu yıllarda Naziler tarafından Romanları ve Sintileri, Yahudileri etkileyecek yasalar uygulamaya konulmuştur. Romanlar yalnızca göçebe bir topluluk olarak değil; Alman ırkının “ırksal saflığına” yönelik bir tehdit unsuru olarak görülmüştür. Nürnberg Yasaları, Roman ve Sinti topluluğunu “ırksal olarak aşağı” olarak etiketlenenler arasına resmi olarak dâhil edecek biçimde değiştirilmiş, rızaları olmaksızın çok sayıda Roman kısırlaştırılmıştır.
https://www.tihek.gov.tr/2-agustos-roman-ve-sinti-soykirimini-anma-gunu
TİYATRO ÇAĞDAŞ
2016 yılında Bandırma’da kurulan Tiyatro Çağdaş, gençler ve yetişkinlerden oluşan dinamik kadrosuyla sanatın dönüştürücü gücünü dezavantajlı mahallelere taşıyor. Tiyatro atölyeleri ve sahnelediği oyunlar aracılığıyla gençleri sanatla buluşturmayı, onları kötü alışkanlıklardan uzak tutarak üretken bireyler haline getirmeyi amaçlıyor.
Topluluğumuz, yalnızca sahnede değil, hayatın her alanında etki yaratmayı hedefliyor. Düzenlediğimiz etkinliklerle tiyatro severlere keyifli anlar sunarken, gençlerin özgüven kazanmasına ve kendilerini ifade etmelerine olanak tanıyoruz. Toplumsal sorunları mizah ve dramatik anlatımla sahneye taşıyor, izleyicilerimizi hem güldürüp hem düşündürmeyi misyon ediniyoruz.
Yoksul ailelerin çocuklarına ücretsiz tiyatro eğitimi veriyor; ücretli oyunlardan elde edilen gelirleri ise bu eğitimin sürdürülebilirliği ve yeni sanatsal projeler için kullanıyoruz. Tiyatro Çağdaş, sadece bir sahne değil, gençlerin kendilerini keşfettiği, birlikte ürettikleri ve hayatla bağ kurdukları bir yaşam alanıdır.
Sanata, kültüre ve gençliğe olan inancımızla Bandırma’da perdeleri daha aydınlık bir gelecek için aralamaya devam ediyoruz. Tiyatro Çağdaş, Bandırma merkezli bir topluluk olarak; Bursa Mustafakemalpaşa, İzmir, Gönen ve Mersin gibi birçok şehirde sahne alarak izleyicilerin beğenisini kazanmış oyunlara imza atmıştır. Eyüp Demirezen’in yazıp yönettiği “Kentsel Dönüşüm” ve önyargı adlı oyunlarla, Roman vatandaşların değişen kent yaşamına uyumunu ve bir Roman bireyin iç dünyasını bizlere mizahi ve dramatik bir dille sahneye taşımış ve büyük ilgi görmüştür.
Topluluk, yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar için de tiyatro yapmaktadır. “Kutuplarda Ayrımcılık” ve “Prens İsmo” gibi çocuk oyunları, birçok okulda ve sahnede başarıyla oynanmış, çocukların hem eğlenmesini hem de düşünmesini sağlamıştır.
Aynı zamanda çocuklarla yaratıcı drama etkinlikleri düzenleyerek onların eğitimine katkı sunulmakta; zaman zaman aileler de bu sürece oyunlarla dâhil edilmektedir. Ekip, Roman çocukları ve ailelerinden oluşmakta; sahnenin diliyle bir araya gelen bu topluluk, hem sanatı hem dayanışmayı mahallelere taşımaktadır.
KISACA EYÜP DEMİREZEN
Ben Eyüp Demirezen, 1982 yılında Bandırma’da doğdum. Bilecik Üniversitesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Bölümü mezunuyum. Şu anda Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü 4. Sınıf öğrencisi olarak eğitimime devam ediyor, aynı zamanda İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi’nde Sosyoloji Bölümünde çift anadal yapıyorum. Ankara Başkent Üniversitesi’nden aldığım Yaratıcı Drama Eğitmenliği belgesiyle çeşitli kültürel ve eğitsel projelerde aktif görev alıyor; sosyal medyada belgesel ve gezi içerikleri üreterek toplumsal hafızaya ve kültürel farkındalığa katkı sunuyorum. 2016 yılından bu yana Tiyatro Çağdaş topluluğunda yönetmenlik ve oyun yazarlığı yapıyor, Bandırma’da yayımlanan Velhasıl Gazetesi’nde köşe yazıları kaleme alıyorum.
2014-2022 yılları arasında Çınarlı Çağdaş Gençlik Derneği’nin kurucu başkanlığını üstlendim. Gençlerin sanatsal, kültürel, sportif ve sosyal alanlarda daha aktif bireyler olarak gelişmesini destekleyen projeler ürettim. İnsan hakları, eşitlik ve toplumsal farkındalık konularında birçok ulusal ve uluslararası eğitim ve çalıştaya katıldım. 2024 yerel seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nden Bandırma Belediye Meclis Üyesi adayı oldum. Bir kız çocuğu babasıyım. Peyzaj tasarımı alanında çalışıyor ve tıbbi-aromatik bitkiler üzerine eğitimler vererek bilgi ve birikimimi topluma aktarmaya devam ediyorum.