"AP TÜRKİYE RAPORUNUN DENGELİ VE YAPICI OLMASINI BEKLERDİK"

İKV Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) oylanan Türkiye raporu hakkında açıklamalarda bulundu. Raporun dengeli ve yapıcı olmasını beklediğini ifade eden Dr. Zeytinoğlu şunları söyledi:

“AP’de, Avrupa Komisyonu tarafından her yıl hazırlanan izleme raporlarını takiben raportör Nacho Sanchez Amor tarafından kaleme alınan Türkiye raporu oylandı ve Genel Kurul tarafından 107 olumsuz ve 171 çekimser oya karşı 381 oyla kabul edildi.

Rapor Türk halkının çoğunluğunun AB katılım sürecine yönelik beklentilerini ortaya koymakta ancak bu hedefe yönelik ilerleme sağlanamamasının iki tarafta da yorgunluğa yol açtığını belirtmektedir. Türkiye’nin stratejik önemi, NATO müttefiki olması, AB ile ticaret, ekonomi, göç dış ve güvenlik politikası alanlarında çok katmanlı ilişkileri olması, bölgesel güvenlik ve istikrar açısından önemi üzerinde önemle durulmaktadır.

AB ve Türkiye arasında dış politika konularındaki ayrışmanın Avrupa güvenlik ve savunma mimarisi ile uyumlu olmadığı belirtilmektedir. İş birliği ve karşılıklı faydaya dayalı, aşamalı, orantılı ve geri döndürülebilir bir ilişkinin önemi üzerinde durulmaktadır. Ancak çevre bölgelerde savaşlar ve güvenlik riskleri karşısında olan Türkiye’nin kendi öncelikleri doğrultusunda bir dış politika yürütmesinin doğal olduğu vurgulanmalıdır. AB ile dış politika konularında örtüşmenin azalmasının Türkiye’nin adaylık sürecinin ilerlememesi ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu dış politika meselelerinde yalnız bırakılması ile ilişkili olduğu ve AB’nin Türkiye’ye karşı dışlayıcı tutumunun da etken olduğu belirtilmelidir.

AB Genişleme Sürecinde Tutarlılık ve Aday Ülkeler Arasında Eşitlik İlkelerine Özen Göstermeli

Raporda Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinin 2018’den beri askıda olduğu hatırlatılırken, hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokratik standartlar, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, basın özgürlüğü ve temel özgürlüklerin önemi üzerinde duruluyor. Bu konuların AB katılım süreci açısından belirleyici önemi ve reformlara konu olması gerektiği malum. Ancak AB’nin bugüne kadar üzerine düşen aday ülkeler arasında eşitlik ilkesine de uymadığı tespit edilmeli. Türkiye’nin Avrupalı olup olmadığı tartışmasının Türkiye ile müzakereler açıldıktan sonra dahi önde gelen üye devlet liderleri tarafından yapılması, Kıbrıs meselesinde tek taraflı yaklaşımla Türkiye’den taviz beklenmesi AB’nin Türkiye’ye karşı taahhütlerinde objektif ve adil olmadığını ortaya koyuyor.  Raporda Türkiye’ye Yunanistan ve GKRY’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği suçlaması yöneltilmekte ve Doğu Akdeniz boru hattı ve ‘Great Sea Interconnector’ gibi projelere engel olmakla eleştirilmektedir.

AB genişleme süreci jeopolitik gelişmeler sebebiyle yeniden canlanırken bunun Türkiye’yi kapsamaması üzücüdür. Raporda bu husus da belirtilmiş ve sebebi Türkiye’de demokratik reformların durması olarak açıklanmıştır. Ancak burada yine AB’nin üzerine düşen tutarlı ve kararlı tutumu göstermemesinin de etkili olduğu unutulmamalıdır.

Türkiye’yi içine alacak bir AB’nin küresel olarak daha etkili bir güç olacağı, ancak bunun için AB ve Üye Devlet liderlerinin vizyoner davranması gerektiği belirtilmelidir.

Raporda Olumlu Noktalar ve Öneriler: Gümrük Birliğinin Güncellenmesi ve Vize Serbestliği

Raporda, Türkiye 2,7 milyon mülteciye ev sahipliği yaptığı için takdir edilmekte, düzensiz göçe yönelik iş birliğinin önemine değinilmekte, iklim kanunu ve ETS sistemi oluşturmaya yönelik gelişmeler olumlu karşılanmaktadır.

Türkiye ve AB arasında tüm yüksek düzeyli diyalogların tekrar başlatılması, enerji, ulaştırma, dijital altyapı ve halklar arası temaslar konularında bağlantısallık gündeminin derinleştirilmesi ve ana altyapı projelerinin bağlantısallığı geliştirecek şekilde tamamlanması, Türkiye’nin de ‘Roam like at home’ kapsamında telefonlar için ortak roaming alanına katılması ve tek avro ödeme alanına dahil edilmesi pozitif öneriler olarak öne çıkmaktadır.

Raporun diğer bir olumlu noktası, gümrük birliğinin modernizasyonuna destek vermesidir. Ticaret, yatırım, tedarik zinciri dayanıklılığını güçlendirecek, dijital ve yeşil dönüşümü hızlandıracak, kamu alımları ve sürdürülebilir kalkınma taahhütlerini karşılayacak ve Türkiye ile AB’nin ekonomik güvenliğine katkı sağlayacak bir girişim olarak değerlendirmesi önemlidir. Gümrük birliğinin güncellenmesi sürecinin başlatılması için koşul öne sürmek yerine sonlandırılması için AP’nin insan hakları, temel özgürlükler, uluslararası hukuka saygı gibi güçlü koşullar öne süreceği belirtilmektedir. Bu koşullara Ankara Anlaşması’nı tüm Üye Devletlere genişleten Ek Protokol’ün GKRY’yi de içine alacak şekilde uygulanması koşulunun da dahil edilmesi ise düşündürücüdür. 

Rapor Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan sanayi hızlandırıcı yasası ve ‘Made in Europe’ yaklaşımına da değinmekte ve AB’nin STA veya Türkiye’nin durumunda olduğu gibi gümrük birliği içinde olduğu ülkelerden gelen ürünlerin de bu kapsama dahil edilmesinin olumlu karşılandığı belirtilmektedir. Bu yaklaşımı desteklemekte ve aday ülkelerin piyasalarının ve ekonomilerinin daha fazla bütünleştirilmesinin önemini vurgulamakta, gelecekte oluşturulacak bu konuyla ilgili mevzuatın özellikle AB ile gümrük birliği içinde bulunan Türkiye gibi ülkeleri içermesi önerilmektedir. 

Son olarak rapor vize serbestliği sürecine de değinmekte, vize serbestliği yol haritasında kalan kriterlerin Türkiye tarafından tamamlanması çağrısında bulunmakta, kalan altı kriter tamamlanır tamamlanmaz, AP’nin vize serbestliği sürecini başlatmaya istekli olduğu belirtilmektedir. Vize sürecinde Türk vatandaşlarının yaşadığı sorunlardan üzüntüyle bahsedilmek olup, teknik ve idari engellerin aşılması için çağrıda bulunulmaktadır. Rapor, İş insanları ve Erasmus öğrencileri gibi belirli kategoriler için vize kolaylaştırma önlemlerini desteklemektedir.

Raporun olumlu önerilerinin Avrupa Komisyonu ve Konsey tarafından dikkate alınmasını ümit ediyoruz. Bundan sonraki raporlarda AP’nin daha dengeli bir yaklaşım sergilemesi ve Türkiye’nin AB katılım sürecinin canlandırılması için sadece Türkiye’ye değil, AB ve Üye Devletlere de çağrıda bulunmasını tavsiye ediyoruz".

ikv.org.tr

 

ikvAyhan Zeytinoğlu